CANIMA

ÜMİDİNİ KAYBETME....... - Blogcu



ÜMİDİNİ KAYBETME.......

7/8/2009 - resim

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/12/2008 - YENİ YIL


      

        


              Yaşam öyle süprizlerle doluki dostlarım inanın köşenin başında sizi nelerin beklediğini bilemiyorsunuz.Hayatımın en mutlu anlarını yaşıyorum diyebilirim ve umarım bu mutluluk bir ömür sürer.Sizleri seviyorum ,hepinize bütün umutlarınızın gerçekleşeceği sağlıklı bir yeni yıl ve yaşam diliyorum.
Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/12/2008 - İSYAN

Kategori: siirler

isyn


      İsyanım var ;
      Yaşadıklarıma,
      Yaşatılmışlıklarıma,
      İsyanım var;
      Yalanlara,riyaya,
      Sırtından vurmalara.
      İsyanım var;
      Düşenin yalnızlığına,
      Kötünün alayına.
      İsyanım var;
      Haksızlığa,dayılara......
      İsyanım var benim;
      Baharda kışı yaşamaya vede yaşatanlara.......  !


                                                                      GİZ          18.12.2008
      
   
   

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/12/2008 - İYİ BAYRAMLAR







           Sevgili gönül dostlarım; sizlerle ben hep yüreğimin sesini paylaştım.Kimi zaman ağladım kimi zaman güldüm ,ama hep paylaşmayı yeğledim vede pişman değilim.Güzel dostluğunuz için çok teşekkür ederim hepinize.


       Ben kısmetse yarın akşam bu saatlerde yolda olucam bayramı ailemin yanında geçirmek üzere yola çıkıyorum.Erkenden siz canların bayramını kutlamak istedim.


     Yüreğinizdeki bütün güzellikler sizi bulsun...........




                                                                                   GİZ      05.12.2008
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/11/2008 - MEÇHUL SEVGİLİ


Yine yağmur var İstanbul'da
Ve ben......
Yürüdüm yağmurda,
Yürüdükçe yollar uzadı,
Yollar uzadıkça,
Yüreğim ağırlaştı.
Ey yüreğimi sızlatan ,
Yalnızlığımın sebebi,
Meçhul sevgili.....
Bilirmisin .......
Sen hiç sessizliği...?
Sensizliği....
Bende yarattığın
Yürekte ki kocaman bensizliği.......... ?



                                                                                            GİZ
                                         
                                                                                20.11.2008
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/11/2008 - DERTLEŞME





  Dün gece unuttuğumu sandığım,geçmişte yaşadığım derin acılarım geldi biran aklıma.Öylesine derinmiş ki acısını hissettim o zamanı yaşıyorum zannettim.Aslında yaşanılanlar  hatta olayları yaşarken hissettiğin o acıyı,duyguyu yeniden yüreğinde hissedebiliyorsun.


     Derin derin düşündüm.....Derine indikçe kederim ve beraberinde acım arttı.Yaşananlar.........Yaşanamayanlar.......Yaşanmaması gerekenler.......Zorla yaşatılanlar......Hepsi ayrı acılıktaydı,insanın yüreğini burkan cinsten....


     Peki ne yapmalıydım......Acilen melankolik halimden kurtulmanı yalnız ama huzurlu halime geri dönmeliydim.......Oda çözümmü bilmiyorum ama.........?


     Yüreğini acıtmama adına hep kaçmak mı gerekiyor bazı şeyleri yaşamaktan bilemiyorum.İnsan ders almalı elbet yaşadıklarından fakat birde değişmeyen gerçek var ki oda insanların sahip olduğu karekteri.Her zaman aynı oluyor tabiki sağlam otuyrmuş bir kişilikse.


    Şimdi diceksiniz nedir bunlar......?  Neden yazıyorsun........? Amaç nedir.............?


Aslında beli bir amacım yok ,son günlerde kafam çok karışık  bazı konularda nasıl davranmam gerektiği konusunda tereddütlere sahibim.İçinden çıkamadığım içinde bir nevi  içini dökme , paylaşma ihtiyacı hissetme gibi bir şey........


    Ne bileyim işte sizlerle dertleşmeyi özlemişim galiba karşılıklı sohbet eder gibi yazmayı..........


  Fazla konuşmadan çekileyim ben huzurunuzdan............................................




                                                       GİZ        09.11.2008
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/11/2008 - YAŞANMIŞLARA

BEN HÜZÜNLERİME GERİ DÖNÜYORUM

 

Yine mi dönüyorum hüzünlü saatlere? Oysa geceye beş kala
çağırışlarını duymuştum. Belki sensindir diye bir umut kapladı içimi.
Nafile, sana uzanan bütün yollar kapalı...öğrendim, evet geç de olsa
öğrendim bunu. Çok geç olsa da...

Uzaklardan bir ses olmak istedi bir dostum, uzaklardan bir el...
Üşüme diye. Olamadı, olamazdı, yokluğun her şeyden daha soğuktu.
Yokluğun soğuk, yokluğun buz gibi...

Hani; öyle üşürsün ki, artık hiç bir şey hissetmez uzuvların,
uyuşur kalır da manâsız bir donukluğun çizgileri oluşur, ardından
bir kabuk içindeki parçalanmayı döker, ezip de geçer tüm bedenini,
acısı en derinden gelir de yakar her yerini...

İşte ben de öyle üşüdüm gece yarısını beş geçe...
Manâsız buluyorum sanki artık her şeyi.

Sevgi deseler sadece bir iç çekebilirim,
sonra gülüp geçerim gibi geliyor.

Aşkı sorsalar, aynı dili mi konuşuyoruz diye
anlamsızca bakabilirim gözlerine...

Anlatın derim durmayın, bırakın tüm şiirleri, şarkıları, masalları...

Dokunabilir miyim aşka, dokunabilir miyim ellerimle diye sorarım,
geçer mi üşümesi yüreğimin, geçer mi üşümesi içimin...

Aşk dediğiniz şey gelince ansızın, anlar mı beni aşkla gelen,
beni ben oldugum için mi, kendi var ettigi için mi ister...
Varolanlara, benden kalanlara hoş geldin mi der,
yoksa bir iki zaman sonra herkes gibi o da mı çekip gider...

Bakışlarım dondu sanki, yüreğim donunca. Nasıl da manasız
bakıyorum etrafa. Görmesin istiyorum hiç kimse gözlerimi,
görmesin hiç kimse hüzün tanelerimi...

Susuyorum artık derin derin. Nasıl da konuşmak istiyorum oysa.
Saatlerce susmadan konuşmak istiyorum. Tüm biriktirdiklerimi
en başından başlayıp sonuna kadar anlatmak istiyorum.
Anlatmak yetmez biliyorum, anlaşılmak da istiyorum...

Bir el istiyorum başımda...
Saçlarıma dokunsun istiyorum, tüm bedenimden söküp alsın
yalnızlığımı tılsımıyla... Bir el istiyorum dokunsun saçlarıma
yumuşacık ve alsın tüm donuklukları usulca.

Bir göz istiyorum gözlerimde...
Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün, hâlâ arkalarda kalmış
ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı
eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma,
yolum olsun yordamım olsun istiyorum...

Bir omuz istiyorum...
Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim. Yıllardır biriktirdiğim
hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz istiyorum.
Ona yaslanınca her şeyi unutmak istiyorum, sıcacık olmak...
İçimi huzur kaplasın istiyorum, hiç konuşmadan saatlerce
orada kalmak, hiç konuşmadan anlaşılabilmek istiyorum...

Biliyorum, ne de çok sey istiyorum...
Bunların sadece puslu bir hayal olduğunu da biliyorum.

Seni bende var edişimi, aslında sadece bende olduğunu,
aslında sadece bir hayal olduğunu çok iyi biliyorum.

Ama yine de seni çok özlüyorum,
yine de çok üşüyorum, ve yine de seni istiyorum...

Ben, hüzünlerime geri dönüyorum...

 

ALINTIDIR.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

 

21/10/2008 - BENİ GÜZEL HATIRLA

 

   

 

BENİ GÜZEL HATIRLA

Beni güzel hatırla!
Bunlar son satırlar...
Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu...
Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
Uyandın ve ben bittim...

Beni güzel hatırla!
Çünkü; sevdim seni ben, herşeyini...
Sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım.
Alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım...

Beni güzel hatırla!
Sayfalarca mektup bıraktım sana.
Şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
Sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim...
Senden öncekiler gibi sen de anlamadın.

Beni güzel hatırla!
Sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar...
Gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım.
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka,
söylenmemiş "Merhaba"lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda.
Ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda.

Beni güzel hatırla!
Dizlerimde uyuduğunu düşün,
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı,
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne.
Alnından öptüğüm dakikaları...
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun.
Bu da sana son sürprizim olsun.
Şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla.
Gidiyorum...


Okan Savcı

 

   

 




Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/9/2008 - BAYRAM



 
Yorum (15) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/9/2008 - KÖR KUYU




 

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine
düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör
bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı, belki üzerine de toprak
dökülmüştü.
Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, üzerindeki toprakta biten otları yemek
isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm diye eşeği yuttu kuyu.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Sesini
duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.

Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış.
Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız
köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları
havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek
çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı kuyuya gömmek.

Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.
Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve
sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık kalakaldı.

[[Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. (Ne bazeni, çoğu zaman.) Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak,aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile!’]]

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hayatın gerçekleriyle yüzleşmek

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


Kategoriler

Kişisel

Sitenizesayac.com

Arkadaşlarım

nymphia
genius
painter
hamitakcay
kupavalesi
kartopu
temizekran
tibet
tibette7yil
sessizofke01
alsancakkoyu
sessizsenfoni
neredeyim
beyazatliprens
maviihayatt
ayvalikli
bizimada
mecnun1965
koyumavili
diloylo
sermest
nurlayemek
mahirinyeri
mohac2006
alienfamey
zeynakmrc1993